lets colour!
dün sabah kadıköy’de ayrılık çeşmesi sokağında güne başladık.
altıyol’dan içeri giren minibüsten inip taksiye binip Ayrılık Çeşmesi Sokak deyince taksici önce bi afalladı sonrada “iki sokak ötesi yürüyün bence” deyip indirdi beni taksiden. nedense bu kadar şehrin içinde bi yer tahmin etmemiştim. yükselen müziği takip ederek bulduğum Ayrılık Çeşmesi Sokağı’nın meğer bir yanı Kadıköy bir yanı Nautilius Avm’imiş.
Marshall’ın düzenlediği Let’s Colour Project için seçtiği bu sokak şehrin içinde zamanın uzun bir süre önce durduğu gizli bir köşe gibi.
vardığımızda Sandalyesini kapıp gölgeliklerin altına yerleşen yaşlı teyzeler bir yandan ikramlarla karınlarını doyuruyor bir yandan da evlerini boyayan yapan genci yaşlısı kalabalığı süzüyorlardı. 
ve tabiki böyle bir sokak şenliğinden en çok memnun kalanlar çocuklardı. bazılarını önlüklerini giyip boyacı amcalarıyla boya yapıyor, bazıları bir dondurma tezgahından şekerciye koşup önce hangisinden yesem planları yapıyorlardı.

kafanızı kaldırıp baktığınızda yaşayan bir sokak görüyordunuz.
bizde tulumları giymeye üşenip elimize geçirdiğimiz ilk fırça ile boyamaya katıldık. yok öyle herkes eline fırça geçirip orayı burayı boyuyor değil. her ev sahibi kendi evini kendi seçmiş. bence en başarılı renk seçimi de buydu.
yorulunca soluğu kocaman bir dut ağacının gölgesine kurulmuş çardakta aldık. yanımıza oturan teyze düşen dutların evlerinin önünü nasıl kapattığını duvardaki boyaların nasıl mahvolduğundan yakındı bize.

fakat biz tam durulmuştuk ki sahneye çıkan balık ayhan’la sahne önünden alkışlar yükseldi. balık ayhan’ın çocukluğunda annesinin evi parlak yeşile boyayıp o boya kutularını ters çevirip nasıl müzik yaptığını anlattığı hikayeye bayıldım. o kadar mantıklıydı ki. :)
Özetle çok eğlenceli bir gün geçirdik sıcacık insanlarla. lets colour projesi bence istanbul’da görevini başarıyla tamamlamıştır.

i see things. like a sad giant man. and a praying duck with a dark cloak. zyrtec is for allergies. things i see.
17th as a monday gift from gaye.
